Ana içeriğe atla

 

BİLYONER.COM

 

Ders Zili Çalmadan Önce

HAYAT Her yeni eğitim dönemi pek çok çocuk için yeni bir deneyim demektir. Her çocuk okula   başlamaya karşı büyük değişimlere farklı tepkiler verir. Kimi çocuk bu değişimi   mutlulukla karşılarken, uyum gösterirken hiçbir sorun yaşamazken, kimisi ise ret eder. 
 Okul fobisi, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da okula   gitmede isteksiz görünmesidir. Okul fobisi olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini   bedensel yakınmalarla dile getirir ve anne babalarını ikna etmeye çalışırlar. Bu   bedensel yakınmalar çoğu zaman gerçekten olmaktadır ve okula gitme bahsi kapandığı   zaman etkisi kaybolmaktadır.
 Her fobide olduğu gibi okul fobisinde de kalıtımsal ve yapısal etkenlerden çok,   psikolojik   yaşantılar daha önemli yer tutmaktadır. Okul fobisi nedensiz gözükse de,   korkuyu   oluşturan bazı temel etkenler vardır.  Bunların başında aşırı koruyucu aile   tutumları   gelmektedir. Okul fobisi olan çocukların daha önceki yıllarında anneleri   tarafından aşırı   özen içinde büyütüldükleri görülmektedir. Bu tür anneler sürekli   çocuklarını gözetir ve   tüm isteklerini yerine getirirler. Çocuklarını gözlerinin önünden   bir an olsun ayırmak   istemeyen koruyucu anneler özellikle çocuklarının bedensel   rahatsızlıklarıyla yakından   ilgilidirler.
 Çocuğun okuldaki arkadaşları arasında pasif kalacağı ve başarılı olamayacağı gibi korkuları da okul fobisine neden olabilir. Çocuk kendisini derslerle ilgili konularda yetersiz görebilir. Bu durumda çocuk bu endişelerinin doğru olmadığına ikna edilmelidir.
Çocuğun, okuldan eve döndüğünde ana-babanın gitmiş veya hasta olduğunu görmesi gibi önceki yaşantısından da kaynaklanabilir. Bazen, çocuklarından ayrıldıkları için kendileri de huzursuz olan ana-babalar çocuğun aklına bilmeyerek okul korkusunu sokarlar. Çocukların daha sonra kullandıkları kolayca fark edilmeyen sinyaller verirler. Çocuklar da bir okul gününü evde geçirebilmek için ana-babaların zayıflıklarından faydalanırlar ya da onların bu samimi ayrılık korkularını benimserler. Örneğin "eğer annem evden ayrılıp okula gitmekte tereddüt yaşıyorsa, bekli de gerçekten ortada endişelenecek bir durum vardır" diye düşünebilirler. 
İlk olarak çocuğun okula gitmesi konusunda tutarlı davranmak gerekmektedir. Okul korkusuyla baş etmede yapılacak ilk iş çocuğun olabildiğince çabuk okula geri dönmesidir.

HAYAT_2


Çocuklarınızı daha okula başlamadan okul konusunda güzel şeylerden bahsedin ve onları okula özendirin. Bu konuda kendi okul yaşantılarınızdaki güzel örnekler de faydalı olabilir. Çocuğa okul açılmadan önce, okul ve öğretmen tanıtılmalı, sırasında oturtulmalı, okul kuralları ve sınıf içi yaşamla, arkadaş ilişkileri ile ilgili bilgiler verilmeli, okul sevdirilmeli, fakat okul ve öğretmen ile ilgili doğru olmayan abartılı şeyler anlatılmamalıdır.
Çocuğun, hatalı davranışlarında okul ve öğretmen; caydırıcı bir unsur, bir korkutma aracı olarak kullanılmamalı; “Böyle yaparsan öğretmenin seni sevmez”, “seni okula almazlar”, “senin yaramazlıklarını öğretmene söyleyeceğim” gibi cümlelerden kaçınılmalı, bu tür yaklaşımların çocuğun okulla ilgili olumsuz düşünceler geliştirmesine neden olabileceği unutulmamalıdır.
Okul alışverişine çocukla birlikte çıkılmalı ve satın alınan araç gereçlerin nasıl kullanacağı anlatılmalıdır.
İlk günlerde çocuğun, sevdiği bir oyuncağını okula götürmesine izin verilebilir. Götüreceği oyuncak evinin sembolüdür ve kendisini rahat hissetmesini sağlayabilir. Okulun ilk günü bir süre okulda kalınması, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlayabilir. Çocuğun, ilk günlerde okulun bahçesine, sonra okul içine, daha sonra sınıfa girmesi; önce bir saat, sonra yarım gün, sonra tam gün okula gitmesi sağlanmalı, çocuk adım adım okulla buluşturularak korkusunun yok olmasına yardımcı olunmalıdır.
Okulla ve öğretmeniyle yapıcı bir diyalog içinde olunmalı, çocuğun okulda kaygılanmasına neden olan faktörlerin (akran baskısı, alay, derslerde ve sosyal becerilerde başarısızlık, aile tutumları vb.) tespit edilmesi ve düzeltilmesinde öğretmenden ve psikolojik danışmandan yardım istenmelidir.
Çocuğun tüm yaşamı okul olmamalıdır. Arkadaşlarıyla birlikte olması için fırsatlar yaratılmalı ve bir uğraş edinmesi için teşvik edilmelidir. Serbest zamanlarını değerlendirme etkinlikleri ve oyun becerileri kazandırılarak, küçük de olsa kendi işini kendisine yaptırarak; anne- babaya bağımlılık azaltılabilir. Böylece çocuk kısa süreli de olsa, sevdiklerinden ayrı kalmayı ve bağımsız olarak iş yapabildiği için takdir edilmeyi öğrenecek, cesaretlenecektir. Özellikle sosyal ortamlara alıştırmak, özgüven kazandırmak ve bağımlılığını azaltmak için ufak ayrılıklar yaşatacak durumlar yaratılmalıdır.
HAYAT_3Çocuğa “Beni üzersen annesiz kalırsın”, ”Bıktım artık senin annen olmayacağım” gibi sözlerle anneyi kaybetme korkusu tetiklenmemelidir.
Her şeyden önce çocuğun okuldan uzak kalmamasına önem verilmelidir. Evde kalış uzadıkça okula dönüş o ölçüde güçleşir.
Hastayım diye okula gitmediği gün evde yatağında yatıp hasta muamelesi yapılmalı, gezmesine, oyun oynamasına izin verilmemeli, sen hastasın yatman gerekiyor denilmelidir.
Çocuğun endişeleri, kaygıları ve duyguları üzerinde konuşmak, çocuğa okulun amacını açıklamak, ona günün nasıl geçeceğini anlatıp, okul bitiminde saat kaçta ve nerede buluşacakları konusunda bilgi vererek sözde durmak çocuğun; hem sıkıntısını paylaşmasını hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlayabilir. Kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışınız.
Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırmak, küçük düşürücü sözlerle aşağılamaktan kaçınılmalıdır. Çocuğun bunaltısı ile oluşan belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu ya da sizi kızdırmak için yapılan davranışlar olarak yorumlamaktan kaçınınız.
Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içinde olunuz. Sorunu görmezlikten gelmek ve bir sonraki yıla havale etmek sadece çözümü zorlaştırır.
Çocuğun fiziksel yakınmaları varsa kontrol etmek için doktora götürün.
Sınıf çalışmalarının zorluğundan, sıkıcılığından veya okul arkadaşları ve öğretmeni ile ilgili konulardan şikâyet ediyorsa okulu ziyaret edin.
Okula devam etme konusunda karalı davranın. Sabahları yakınmaya ve yavaş hareket etmeye devam etseler bile giyinmesine, servise binmesine yardımcı olun.
Okula devam etmesi ve muhalefet etmemesi karşılığında evde ya da okulda başka ayrıcalıklar vermek gibi bir takım ödüller sunun.
Bir kere bile olsa çocuğun kazanmasına izin verilirse sorunun daha kötüleşeceği unutulmamalıdır.
Çocuğunuzun size güvenmesi çok önemlidir. O derste iken veya oyuna dalmışken bırakıp ayrılmayınız. Bu işinizi daha da zorlaştıracaktır. Çocuğunuz gideceğiniz vakti bilmelidir.
Okula gitmemek için çocuklar çoğu zaman bir hastalık bahane ederler. Hiçbir anne baba hasta çocuğunu okula göndermek istemeyeceği için bu durumda anne ve babanın karar vermesi güçleşir.
Evde ne zamanlar, hangi koşullarda hastalık nedeniyle kalabileceğini belirleyen bazı temel kurallar belirlemeniz çok akıllıca ve yerinde bir davranış olacaktır.
Çocuğun sık sık hastalık şikâyetiyle okula gitmek istememesi, çocuğunuzun sorumluluktan kaçmak için hastalıkları bahane eden bir hastalık olmasına yol açabilir.
Sağlığından şikâyet ettiği halde okula gönderdiğiniz çocuk, ona inanmadığınızı düşünmesine neden olabilir. Bu durumda şikâyetlerinin onun okula gitmemesine yol açacak kadar ciddi olmadığını, bundan dolayı da ona inanmamanızın söz konusu olamadığını belirtmeniz de yarar vardır.
 

Paylaş :

marıtza

 

İSPANYA

Brandandmore