Yaşayan Efsane: Ahmet Güneştekin
Bir sanatçı düşünün…
Kendi kaderini kendi elleriyle yazan, keşfedilmeyi beklemek yerine her gün yeniden üreten, yaş aldıkça büyümek yerine “büyüdükçe küçülmeyi” bilen bir sanatçı…
Türkiye’ye sanatı sevdiren isimlerden biri: Ahmet Güneştekin.
Sessizlik, Yoktunuz, Kayıp Alfabe, Gavur Mahallesi, Hafıza Odası, Yüzleşme…
Her biri yalnızca bir sergi değil; hafızaya, insan hikâyelerine ve yüzleşmeye açılan kapılar.
Bu kez Güneştekin, ilk defa evinin kapılarını Elite Sohbetler’e açtı.
Sanatını, hayatını, tutkularını ve insanı anlatırken çok net bir şey söylüyor:
“Karakter, insanın kaderidir.”
Ve hemen ardından ekliyor: “Ben kendi kaderimi yaşıyorum.”
Yalanı, iki yüzlülüğü ve kıskançlığı sevmiyor.
Onun için aşk ise tek bir yerde saklı değil:
“Sizi ne heyecanlandırıyorsa aşk odur.”
Hayatı bir film olsaydı, filmin adı ne olurdu biliyor musunuz?
“Yolculuk.”
Çünkü onun hikâyesinde keşfetmek kadar çalışmak, vazgeçmemek ve sürekli beslenmek var.
“Keşfedilmeyi beklemek, ölümü beklemektir” derken aslında sanatçı olmanın en önemli sırrını da veriyor.
Ve son sergisi “Sessizlik” ile adeta şöyle diyor:
Herkes sussun, sanat konuşsun.
Peki bir sanatçı neyle beslenir?
Güneştekin’in cevabı çok daha geniş:
Gastronomi besler, tiyatro besler, müzik besler, moda besler, sinema besler, mimari besler… Yeter ki sanatçı beslenmek istesin.
Bugün, evinin kapılarını bize açan, sanatın içinden hayatı; hayatın içinden sanatı anlatan bir yaşayan efsaneyle çok özel bir yolculuğa çıkıyoruz.
Ahmet Güneştekin ile Elite Sohbetler başlıyor.
