Portakal Sanat Kültür ve Müzayede Evi, Atina’nın köklü sanat galerilerinden Kalfayan Galleries iş birliğiyle, Yunan sanatçı Antonis Donef’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “Zamanın İki Yakası / Two Shores of Time”ı sanatseverlerle buluşturuyor. Sanatçının farklı dönemlerinden seçilen 19 eserin yer aldığı sergi, geçmişle bugün arasında kurduğu özgün bağ ve katmanlı anlatımıyla dikkat çekiyor.
Antonis Donef’in ansiklopedilerden, atlaslardan ve eski basılı kaynaklardan topladığı sayfalar üzerine inşa ettiği eserleri; çizgi, metin ve hafızayı aynı yüzeyde bir araya getiriyor. Farklı dönemlere ait imgeleri, sözcükleri ve bilgi parçalarını titiz bir el işçiliğiyle yeniden yorumlayan sanatçı, geçmişin izlerini günümüzün görsel dünyasında yeniden görünür kılıyor.
Donef’in eserlerinde geçmiş, yalnızca geride kalmış bir zaman dilimi olarak değil, bugünle sürekli ilişki kuran canlı bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bilginin kalıcılığı ile insan hafızasının kırılganlığı arasındaki gerilim ise serginin düşünsel eksenini oluşturuyor. Her eser, izleyiciyi zamanın katmanları arasında dolaşmaya ve bildiklerini farklı bir gözle yeniden değerlendirmeye davet ediyor.
Atina ve İstanbul arasında sanatsal bir köprü
Tarih boyunca karşılaşmaların, ayrılıkların ve yeniden kurulan bağların tanığı olan Atina ve İstanbul, “Zamanın İki Yakası” sergisinde ortak bir kültürel hafızanın iki kıyısı olarak buluşuyor. Sergi, iki şehrin tarihsel ve kültürel birikiminden hareketle yalnızca geçmişe odaklanmakla kalmıyor; geleceğe, yeni kuşaklara ve sanatın birleştirici gücüne de vurgu yapıyor.
Kalfayan Galleries ile Portakal Sanat Kültür ve Müzayede Evi’ni bir araya getiren bu buluşma, iki şehir arasında yeni ve kalıcı bir kültür köprüsü kurma hedefi taşıyor. Portakal’ın yüzyılı aşan sanat geleneği ile Kalfayan Galleries’in çağdaş sanat alanındaki birikimi, Antonis Donef’in eserleri aracılığıyla ortak bir anlatıda birleşiyor.
Geçmişin izlerini bugünün dünyasında yeniden okumaya olanak tanıyan “Zamanın İki Yakası / Two Shores of Time”, izleyicilerine zaman, hafıza ve kültürel süreklilik üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Sergi, sanatın farklı coğrafyaları ve kuşakları buluşturan evrensel dilini öne çıkarırken, henüz keşfedilmemiş düşünsel yolların da kapısını aralıyor.







